Bizim Zamanımızda

Yani yazıya böyle başlayınca sanki yontma taş devrinden söz ediyormuşum gibi oldu ama, aslında personel idaresinden insan kaynaklarına geçişin canlı şahitlerinden, belki de ilk uygulamacılarından biri olduğum düşünülürse, pek de yanlış bir tanımlama olmaz hani.

Bizim Zamanımızda

Yani yazıya böyle başlayınca sanki yontma taş devrinden söz ediyormuşum gibi oldu ama, aslında personel idaresinden insan kaynaklarına geçişin canlı şahitlerinden, belki de ilk uygulamacılarından biri olduğum düşünülürse, pek de yanlış bir tanımlama olmaz hani.

Kuşkusuz artık insan kaynakları yavaş yavaş yerini buluyor. Yavaş yavaş diyorum çünkü hala sadece tabela değiştiren ama klasik uygulamaları yerine getiren işletmelerin sayısının da  tahminlerden çok fazla olduğunu biliyorum. Genellikle taşra örnek gösterilir ama İstanbul da pek farklı değil. Bir tarafta plaza türü insan kaynakları uygulamaları konuşulurken diğer tarafta Soma türü gerçekleri de görüyoruz.

Bir tarafta açık büfe yemekteki salata sayısı konuşulurken diğer tarafta yemeğin yanında verilecek kırmızı biberin maliyeti titizlikle hesaplanmaktadır. Bir tarafta sendikanın varlığı bile konuşulmazken diğer tarafta alabildiğine mücadele içerisinde olan tarafların karşılıklı restleşmeleri yaşanmakta.

İşte bizler böylesi farklı işletmelerde, farklı yönetim tarzları ve insanlarla en iyiyi yapma çabasında ve çok geniş bir kültürel yelpazede hizmet ediyoruz.

Bu nedenle ilk yazımda, tüm paylaşımlarımın hayatın ve ülkemizin gerçekleriyle uyumlu paylaşımlar olacağını özellikle belirttim. Bazı yazılarım, bazı dostlarım için eskilerde kalmış düşünceler olarak nitelendirilebilecek tabii ama gerçek yaşamın sadece İstanbul’dan ibaret olmadığını da unutmamak gerek.

Adam mı lazım?
Tarihimizdeki önemli eserlerden biri olan Kutadgu Bilig’de verilen öğütlerden biri şöyledir: ” Ey Bey, işi işin ehline, işe yarayana, hareketi doğru ve dürüst olana ver. Eğer bir Bey işi ehliyetsiz birine verirse, ehliyetsizliği başkası değil, kendisi yapmış olur. Bilgili ve akıllı bir Bey, iyi insanları kendine yakın tutar.

İşe alım, insan kaynaklarında çok önemli adımlardan biridir. Doğru insanların işe alınması, bu insanların dlise-mezunuoğru işlere yerleştirilmesi, hem işin yürütümü açısından hem de işe alınan kişinin kalıcılığı, verimliliği ve mutluluğu için çok önemlidir. Ama önce ne istediğimize karar vermemiz gerekiyor tabii. Sn. Selin Yetimoğlu’nun blogunda verdiği kaynağa dayanarak, bu yanlış işe alımın sonuçlarını dikkate almak gerekiyor. Buna göre işe alınan yöneticilerin % 46’sı ilk 18 ay içerisinde başarısız oluyor, %35’i ise durumu idare ediyor ( yani benim tanımıma göre, işten ayrılmadığı için ruhen istifa edip çalışmaya devam ediyor). Yazıya göre sadece  %19’unun başarılı olduğu anlaşılıyor. İşten ayrılan bir kişinin yerine alınacak yeni bir kişinin ortalama 3000 USD ( ABD ortalama rakamları, kaynağı ne yazık ki anımsamıyorum ) olduğu düşünülürse, yanlış insanların işe alımının görünmeyen maliyetinin de oldukça yüksek olduğu anlaşılacaktır.

E, meşhur atasözüdür, Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Soru sorabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Teknik Uzmanlarımız

E-Ticaret Sitelerimiz ve Sayfa Kısa Yolları

Sosyal Medya Sayfaları

Web Sitelerimiz

Tıp Uzmanlarımız

Ekonomi Uzmanlarımız